Doğru Beslenme

Doğru Beslenme

Beslenme değişmeden hiçbir şey değişmez, der Dr. Aidin SALİH. Büyüklerimiz "önce yemek yemeyi öğren, sonra marifetten bahset" derdi. Beslenme alışkanlıkları düzeltilmeden hastalıklardan kurtulmanın imkanı yoktur. Çünkü bu şekilde hastalık, bir taraftan tedavi edilirken diğer taraftan beslenmektedir. Onun içindir ki, herhangi bir hastalığın tedavisi öncelikle beslenme alışkanlıklarının düzeltilmesinden başlar.

 


Kötü ahlakı ortaya çıkaran, tüm hastalıkların kaynağı olan, yaratılışı unutturan, insanları mutsuzluğa sevkeden ve nefsinin esiri eden fazla yemek ve doğru beslenmeye gereken önemin verilmemesidir. Bazen kendinizi çok iyi hissedersiniz, ama beslenmenizi değiştirin bir anda hasta olursunuz.

 


İbni Sina her zaman iki öğünden bahseder. O El-Kanun Fi't-tıbb adlı eserinde beslenmeyi şöyle tarif eder. "Beslenme, besin maddelerinin mizaç olarak, vücut yapısına benzer hale gelmesi ve böylece dokulardaki günlük yıpranma ve yırtılmaların, tamire uygun hale gelecek şekilde değişmesidir." Dolayısıla beslenme, sadece sağlıklı ve başarılı bir hayatın başlangıç adımı değil aynı zamanda sıkıntılar, hastalıklar ve aşırı kilolarla hayatı çekilmez kılmanın neticesidir. Öncelikle, bir günde tüketilen gıdanın yüzde 40'ı pişmiş ( ekmek dahil), yüzde 60'ı ise çiğ yiyeceklerden oluşmalıdır. İkinci olarak az yemek.

 

Doğru Beslenme Sağlığın Temelidir.


Üzülerek söyleyim yeme içme hususunda bugün esas alınan şey, damak tadıdır. Bize yararlı olup olmadığına kimse bakmıyor maalesef. Bu beslenme değil ancak "yeme-içme" dir. Geçmiş yıllarda bir arkadaşım yediği sosu bana överek anlattı. Şöyle lezzetliydi. Böyle güzeldi. Halbuki bazı yiyeceklerin içinde insanlara asla yaramayacak yağlar var. Yiyecekleri yapay tatlarla soslayıp topluma sunuyorlar. Az yiyen, doğal yiyen ve günde 2 defadan fazla yemeyenler yediklerini kolayca ve sonuna kadar hazmederler. Böylece mide, bağırsaklar ve damarlar temiz, dirençli ve sağlıklı olur.

 

Öncelikle taze, canlı gıdalar yiyelim. Biz ne yiyorsak oyuz. Beslenmeyi doymak, doymayı damak zevkimize uygun gıdalarla karnını doyurmak mı zannediyorsunuz? Ne kadar yemek yersem o kadar güçlü olurum. Bu külliyen yanlış. Bence yemeyi bırakın beslenmeye bakın. Mesela yazılarımda hep bademi örnek veriyorum. Badem çağla iken orp değeri yani kalitesi -230. ( vücuttan 230 çöp atar) Kurutulmuş badem -80. Bir gece suda bekletilince -180. Kavrulmuş bademin orp'si +200. Çifte kavrulmuş badem +400. YANİ; vücuttaki çöpler  bir mitekondri (hücre organellerinden biri) içindeki elektronları toplayarak atılır. Bunu atan da yediğimiz gıdanın canlılığıdır. Kavrulmuş badem canlı değildir ve çöp toplar vücuda. 1945 yılında 2000 mürettebatlı görev süresi 1 yıl olan bir gemide 6 ay sonra 111 asker ölüyor. O gemide canlı gıda olmadığı için. Taze sebze meyve yok, herşey konserve, kavrulmuş kuruyemiş v.s. O gemide taze et yoktu. Hatta taze su bile yoktu. 

 

Vücut Kitle İndeksi

Diyelim ki bir insan 1.85 boyunda. Bu kişinin ağırlığı en fazla 95 ve en az 75 kilogram ise bu alt ve üst sınırlar aralığındaki boy ve kilo oranı normaldir. Bunun dışındakiler normal olmayan ve tedavi isteyen durumlardır. İbn-i Sina'nın "mekânla uygun münasebet içinde" demesi bundan dolayıdır. 1.85 boyundaki bir insan 110 kilo ağırlığında ise o insan hastadır. Bedenimiz tıpkı bir motorun yakıta ihtiyaç duyması gibi gıdaya ihtiyaç duyar. Nasıl ki motora uygun olmayan yakıt verildiğinde sahibi onu kısa zamanda tahrip eder ve çalışmaz hâle getirebilirse vücut motoru da kısa zamanda arıza yapar. Dolayısıyla beslenme, sadece sağlıklı ve başarılı bir hayatın başlangıcı değil aynı zamanda sıkıntılar, hastalıklarla hayatı çekilmez kılmanın ilk adımıdır. O yüzden eski tabibler hastaları için yeme-içme konularını en temel konular arasında görmüşlerdir. 

 

Yediklerimiz tuzağımız olursa;

 


Az yiyen, doğru beslenen, hareket eden insanlar ise sağlığını kaybetmeden, ağır hastalıklar sonucu değil, eceli geldiğinde sessiz sedasız bu dünyadan ayrılırlar. Maalesef bugün yediklerimiz içtiklerimiz tabiatıyla oynamış besinler. Markete gidiyorsunuz 50 köfte 13,5 tl yazıyor. Tattığınızda köfte tadı var ama sizin ne yediğiniz belli değil. İnsanlar sağlıklı yaşadıklarını zannediyor. Son zamanlardaki ölümlere baktığımızda, ağır hastalıklar sonucu bu dünyadan ayrılıyorlar.