Halsizlik ve Yorgunluk Neden Olur?

Halsizlik ve Yorgunluk Neden Olur?

Havaların, çok çalışmanın, hastalıkların neden olduğu kötü etkilerden biri de halsizlik. İnsan bünyesinin sürekli uyuma isteği yataktan kalkamama iş yapamama gibi problemlere yol açan halsizlik probleminin çözümü nedir? Nasıl güçlü, zinde kalabiliriz? Yine sıradışı bir yazı kaleme alacağız! NEDEN YORGUNUZ ? NEDEN SÜREKLİ HASTAYIZ ? Beden enerjimiz frekansımiz 62 ile 68 MHz. Kötü söz, eleştiri, yargılama, dedikodu yapmak beden enerjinizi 15 puan düşünüyor. Şu an dünyadaki müzik piyasasının standart akordu 440 hertze. Bu titreşim kaos, kavga ve huzursuzluk titreşimidir. Yani dinlediklerimizin çoğu bize zarar veriyor. Oysa 528 hertz frekans sevgi frekansıdır ve bedene, ruha iyi gelir.

 

 

 

Siz akşama kadar anlamsız ve gereksiz doğal olmayan müzik dinlerseniz beden frekansıniz düşüyor. Parfüm ve sentetik kokular beden enerjinizi düşürüyor. Peki siz sürekli rolon ve parfüm kullanıyorsanız yorgunsunuz ? Peki bedenin hasta olması için enerji ve frekans sınırı ne ? 58 MHz . Sabah uyandiniz beden frekansıniz 65 diyelim. Komşunuz gelecek parfüm sürdünüz 5 puan düştü ne oldu 60 MHz Komşu geldi kahve içtiniz 5 puan daha düştü kaldı 55 MHz Başladı dedikodu 15 puan daha düştü 45 MHz Radyoda da batsın bu dünya çalıyor damar parçalar 5 puan da ondan alsana 40 MHz. Hastalık sınırı neydi 58 MHz Peki kanser enerjisi kaçtı 40 ve altı Peki şimdi ne oldu ? Beden düşen enerji için sürekli çaba harcadı ve yorgun düştü. Neden hasta oluyoruz ve neden YORGUNUZ anladınız mı ?

 

Burada doğal güzel kokudan bahsetmiyoruz. Parfümlerde kimyasal maddeler çok olduğu için enerjimiz düşer. 30 Ekim 2019 tarihli "Ruhsal Hastalıklar" yazımızda Aidin SALİH ne diyordu= ( Panik Atak ve Depresyon) Dr. Aidin SALİH'e göre bu problemin en önemli sebebi deterjan ve parfüm kullanımıdır. O der ki: "Bundan kurtulmak çok basit. Deterjan ve parfümü bırakıp açlık ve sülük tedavisi uyguladıktan sonra inşaallah hiçbir problem kalmaz."

 

 

 

Nasıl Zinde Kalabiliriz?

Uyku Bölünmüş, kalitesiz, eksik ya da fazla uyku şunlara yol açabiliyor: Bağışıklık sistemini ciddi derecede bozuyor. Hafızayı önemli ölçüde zayıflatıyor, dikkat dağınıklığı yaratıyor. Zihinsel ve fiziksel performansı düşürüp problem çözme yetisini azaltıyor. "Uykusu çok olanın ruhu hasta, işi zordur". Uykunun en iyisi 5 saati geçmeyendir. Yetişkin bir insan için 6 saat uyumak normaldir. Çocuklar, ağır çalışanlar, hasta ve zayıflar 7-8 saat uyuyabilirler. Akşam yemekten 2-4 saat sonra, saat 22:00-23.00'den 04.00-05:00'e kadar olan süre uyku için ideal bir zaman dilimidir. Hiç olmazsa, saat 24.00'e kadar yatılmalı ve güneş doğmadan kalkılmalıdır.

 

Kaliteli Su: Birçoğumuz sağlığımız için günde 3 litre kadar su içmemiz gerektiğini duymuşuzdur. Bunun çok da bilimsel bir temeli bulunmuyor. Yediklerimize göre ayarlamamız gerekiyor. Az yediğimiz gün az su içebiliriz. http://alternatifsifa.com/post/insan-sagligi-icin-su-cok-onemlidir

 

Şekerli gıda, fast food beslenme, (doğru beslenmeme): Sağlığını korumak isteyenler tükettikleri gıdanın çeşidini azaltmalı, birkaç çeşit meyve, sebze ve yemek seçerek onlara devam etmelidir. İnsan, doğru seçilmiş yemekleri yedikten sonra kuvvet ve hafiflik hisseder, uykusu kısa olur, gaz oluşmaz, büyük abdest problemi olmaz. Yemekler yanlış seçilmişse ( kan grubuna göre beslenme), ağırlık çöker, uyku basar, uyurken horlar, gaz, kabızlık ve ağız kokusu oluşur. http://alternatifsifa.com/post/dogru-beslenme

 

Spor ( hareket) : Hareketsiz yaşam birçok müzmin hastalığa zemin hazırlamaktadır. Düzenli egzersiz, dinçlik verici etkisi yanında, yaşlanmayı geciktirici büyüme hormonu, depresyonu engelleyen ağrı kesici ve mutluluk hissi veren morfin benzeri bir madde salgılatarak, kan basıncını düzenleyen damar genişletici kimyasallar üretilmesine yardım ederek, beyin ve sinir sistemini geliştirerek sizi sürekli enerjik hissettirecektir. 

 

Enerji düşüklüğü nazara da yol açmaktadır. Nazar değmesi gerçektir. Aşırı derecede beğenerek, hayranlık duyarak, kendinde olmasını arzu ederek veya haset, kıskançlık, düşmanlık gibi olumsuz hislerle bakılan insan, hayvan ya da eşyaya nazar değebilir.  Günümüzde ise şaşırtıcı bir şekilde, insanlar tarafından beğenilme ve ilgi görme, şöhret olma gibi hislerin tavan yaptığını görmekteyiz. Fenomen olmak için birbiriyle yarışanlar, takipçi sayısının artması için elinden geldiği kadar dikkat çekmeye çalışanlar, nasıl bir hayat yaşadığını fotoğraf ve videolarla paylaşanlar acaba “nazar” denilen gerçeği unutuyorlar mı? Kim bilir kaç kişinin o paylaşılan mekânda ya da sofrada gözü kalıyor. Birileri içinden “ah” geçirerek, “Şuna bak, ne hayatlar var, bir de benim yaşadığım şu hayata bak” diyor. Belki de onun imrenerek o bakışı mesafeleri kurşun hızıyla delerek o kişiye ulaşıyor ve onu hasta ediyor. Hatta ölümüne sebep olabiliyor.

 

Günümüzde sosyal medya kapsamında birçok kendini gösterme alanı varken, genç ve ani ölümlerin ve hastalıkların artışında nazarın da etkisi olamaz mı? “Karşıki mezar, yarısı nazar” sözü, “İnsanların yarısı nazardan ölür”  hadis-i şerifini de destekliyor.