Hastalık Yapan Beslenme Faktörleri

Hastalık Yapan Beslenme Faktörleri

Eski hekimler, kâinat gibi insan bedenini de bir bütün olarak ele almışlar ve insan bedenini hastalıklardan bölgesel değil de bütün olarak tedavi etmişlerdir. Şöyle dense abartı olmaz; insanı tedavi etmekten çok onu hasta etmemeye gayret etmişlerdir. Çünkü hastalık insanın kendi seçimidir. Bir kimse beslenme hususunda dilediğince hareket ettikçe şahsın maddi hayatına zarar verir. Yaklaşık bir ay kadar önce üç ögün yemek yiyip sonra çig köfte, dondurma, gözleme (bunlar aklına gelenler) v.s yiyip hasta olduğunu bana birisi anlattı. Şimdi bu hasta olma işi bu kişinin kendi suçudur. Daha içtiklerini sormadım. Bu kadar tanımlanmayan ve bünyedeki mevcut enzimlerle hazmolmayan besinlerle vücut şaşkına dönüyor. Sonrasında vücut oraya buraya istif etmeye başlıyor. Organların istiap haddi doluyor. Artık o insan hastadır. Günlük yemek yeme ihtiyacını aştığımızda hastalıklar başlıyor. İnsanın yumruğu yeme ölçüsüdür. (Hareketli ve ağır işlerde çalışanlar hariç) Çok yendiğinde kalp dahil bütün organlar yıpranır.

Sık Yemek

Halk arasında az ama sık sık yemek önerenler çok. (Özellikle diyabet hastalarına). Bu bilginin "az" kısmı doğru ama "sık sık yemek" kısmı sıkıntıdır. Bedenin hazmında yenilen gıdanın az yada çok olması önemli değildir. Ağza atılan bir badem bile sindirimi harekete geçirmeye yeter. Önceki yenilenin hazmı tamamlanacak ondan sonra az veya çok başka bir şey yenecek. Bazen bir bardak suyun hazmı bile problem olabilir. Su, mideye indikten ve vücut ısısına ulaştıktan hemen sonra bağırsaklara geçer. Ama siz, su vücut ısısına ulaşmadan ağzınıza iki fındık atsanız; herşey suyla beraber fındığın hazım süresi kadar midede çalkalanıp durur. Yani bir bardak su iki fındık yüzünden bir saate yakın hazım işlemine tâbi tutuluyor. Acaba bunu günde kaç defa yapıyoruz. İbn-i Sînâ hastalığı bir önceki yemeği sindirmeden ikinci bir yemektir diye tarif eder. O yüzden öğünler arasında 5-6 saat mutlaka geçmesi gerekir.

Karışık Yemek Hastalık Demek

Sofrada çeşit sayısını fazla tutmak, günümüzde alışkanlık olsa da eski hekimlerce pek tavsiye edilen bir yeme usûlü değildir. Peygamber Efendimiz (sav)'in süt ile birlikte et, balık, yumurta ve ekşi yemediği rivayet edilir. İbn-i Sînâ'da et ürünleri ile süt ürünleri arasında en az sekiz saatlik bir zaman aralığı konulması gerektiğini vurgular. Karışık yenilirse midede çürür. Bu kesinlikle hazım değildir. Bir de iyi çiğnemeden yemişsek mide ve bağırsaklar hemen hasta olur. Çok karışık yemek tüketildiğinde metabolik atıkları atmak çok zordur. Bir veya iki çeşit olursa çok kolay hazım olur. Sofralarımızda her şey var. Zararlı olsa da çeşitli olmayan yemekten az yemek, faydalı olan yemeği çok yemekten daha iyidir.